Bekir ATAMER
Eminönü Bölge Şefi
bekir.atamer@ibb.gov.tr
05.03.2013

ERGUVAN BAHARI

Osmanlı döneminde adına bayramlar düzenlenen erguvanlar hala Boğaz’ın vazgeçilmez bir rengi. Yalıların etrafını pembeye boyayan erguvanlar hem gözleri okşuyor hem de mis kokularıyla insanı rahatlatıyor…

İstanbul’un bu nazlı güzelini biraz daha tanıyalım. Erguvan Baklagiller familyasına ait Akdeniz kökenli bir ağaçtır. Asıl vatanı Ortadoğu ve özellikle Filistin’dir. Soğuk iklimleri sevmez, çiçekler daha açmadan solar. Her yıl nisan ayında çiçek açan erguvan ağacı, mayıs ayı ortalarına kadar pembe rengini korur. Erguvanın en önemli özelliği çiçeklerinin, henüz yaprakları açılmadan açması ve dallar üzerinde değil de gövdede oluşmasıdır. Yüzlerce yıl yaşayabilen erguvan ağacı, çiçekleri dökülmeye yakınken yapraklanır ve 10 metreye kadar büyüyebilir. Ülkemizde en yaygın olan "cercis siliquastrum" türüdür. Bu türün ayrıca "alba", "rubra", "fructu ruba", "bodnant", "penduliflora" gibi alt türleri de mevcuttur.

Eskilerin anlattığına göre önceleri bu ağacın çiçekleri beyazmış. Filistin’de İsa’nın ortaya çıkması ve havarilerden Yahuda’nın İsa’yı otuz gümüş karşılığı ihbar etmesi, daha sonra da bu ihbarı yaptığından pişman olup, kendini bir erguvan ağacının dalına asması üzerine, Erguvan ağacı da bu utancı kaldıramamış ve bu ihanet yükünü dallarında taşıdığı için bembeyaz çiçekleri kızarmış. Bu nedenle erguvan ağacının artık Filistin diyarının kavruk topraklarına tahammülü kalmamış ve ancak İstanbul’un eşsiz mavisi ve yeşili ile avunabileceğini anlamış. Böylece İstanbul’a gelerek yerleşmiş kendine burayı yurt edinmiş.

Asırlardır imparatorların, sanatçıların baş tacı ettiği erguvanlar çiçek açtığında İstanbul bambaşka bir çehreye bürünür. Gezilmesi, görülmesi çok daha keyifli bir yer olur. Çünkü erguvan İstanbul’un rengi ve neşesidir…

Erguvan, İstanbul’a olduğu kadar hiçbir kente ait değildir. Çünkü o hem Bizans’tır hem Osmanlı’dır hem de Türkiye’dir. İmparatorların, imparatorlukların rengidir. Ayasofya’nın duvarlarını süsleyen bin küsur yıllık fresklerde onun rengini görebilirsiniz. İstanbul surlarında da onun renklerine rastlarsınız. Tarihte erguvanla İstanbul’u özdeşleştiren pek çok kanıt var. Örneğin, kesintisiz iki bin küsur yıldır kent kültürünü yaşatan İstanbul’un erguvan zamanı kurulduğu söylenir. Bir başka rivayet, Bizans’ı simgeleyen rengin erguvan moru olduğu. Geçmişte bir çeşit midye kabuğundan üretilen erguvan moru, bir zenginlik ve iktidar sembolü olarak Bizans imparatorlarının pelerinlerini süslemiş. Bizans’ın ileri gelenleri, soyluluklarını vurgulamak için kanlarının bile erguvan rengi aktığını söylemiş. Bizans’tan çok daha önceleri İstanbul’a gelen denizciler, hastalıkları kovmak için erguvan yapraklarını kaynatıp içerlermiş.

Erguvan ağacının çiçekleri birden belirir ve birden kaybolur. Bu durum insanı hüzünlendirir. Var olmak ve yok olmak, kavuşmak ve ayrılmak gibi karşıtlıkları çağrıştırdığı için birçok şair ve yazarımız eserlerinde erguvandan esinlenip yer vermişlerdir.

Erguvanın Osmanlı kültüründe de özel bir yeri var. Osmanlı’da 15. yüzyılda başlayan erguvan şenlikleri, ‘erguvan cemiyeti’, ‘erguvan faslı’, ‘erguvan bayramı’ gibi isimlerle anılmış. Ayrıca Osmanlı’da erguvanın güçlü dalları baston yapımında kullanılmış. Mor, lila ve pembe arası çok özgün bir renge sahip erguvan çiçeklerinin eski İstanbul mutfağında salatalara renk ve lezzet kattığı da biliniyor. Erguvanın güzelliğine duyulan hayranlığı edebiyatımızda da görüyoruz. Edip Cansever şiirlerinde İstanbul’u görkemli bir erguvan imparatorluğuna benzetir. Orhan Veli’ye göre insanı deli eden bir dünyadır. Necip Fazıl’a göre memleketin gerçek renkleridir. Ahmet Hamdi Tanpınar, eserlerinde bu narin ağaçtan, ”adına bayram yapılacak kadar nadide bir çiçektir erguvan’’ diye bahseder. Her kalemin tanımı farklı olsa da o hep hayran olunandır.

Erguvan dostlarının söylediklerine bakılırsa, erguvanların eşsiz güzelliğinin izlenebileceği yerlerin başında; Üsküdar Fethi Paşa Korosu, Beykoz’un Çubuklu Tepeleri, Vaniköy ve Kandilli Sırtları, Aşiyan Yokuşu, Piyer Loti, Bebek, Rumeli Hisarı, Emirgan ve Mihrabat Korusu. Bunların dışında Sultanahmet Halide Edip Parkı’nda,Aya İrini Kilisesi’nin önünde, Kuyubaşı Feneryolu Sokağı’nda ve Üsküdar’daki Burhan Felek Lisesi’nin bahçesinde anıt diyebileceğimiz erguvan ağaçları mevcut. Ama erguvanın seyrine doymak için en iyi yol, erguvan zamanı yapılacak bir Boğaz turudur. İstanbul’da erguvanların izini sürerken dostlarınıza anlatabileceğiniz ilginç bilgilere ihtiyacınız olacak. Örneğin, İstanbul’un en yaşlı erguvanlarından birinin Bağlarbaşı’ndaki Validebağ Korusu’nda bulunduğunu bilmelisiniz. İstanbul’un en uzun erguvan örneklerini görmek için Nişantaşı’nın kapı komşusu Maçka’ya uzanmalısınız. Nadir bulunan beyaz erguvanların adresi ise Üsküdar kıyıları. Kandilli tepelerindeki yüz yıllık erguvanlar, fotoğraf tutkunları için bulunmaz bir malzeme. Erguvan, güzel olduğu kadar da nazlı bir ağaç. Kimi erguvan türlerinin çiçeklenmesi için beş – altı yıl beklemek gerekebiliyor. Nisan – Mayıs aylarında şiddetli yağmur ve rüzgârla karşılaştığında ömrü sadece 15 gün sürebiliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, Başkanımız Kadir Topbaş önderliğinde 2002 yılından itibaren her sene düzenli olarak yapılan “Erguvan Şenlikleri” kapsamında yaklaşık 50 bin den fazla erguvan ağacı güzel İstanbul’umuza kazandırılmıştır. İstanbul halkı erguvanı o kadar seviyor ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan “İstanbul halkı otobüs rengi seçiyor” kampanyasının kazananı %34,54’le “Erguvan Rengi” oluyor.

Özetle erguvan, baharın müjdecisi, canlılığın, yeniden doğuşun simgesidir güzel İSTANBUL’umuzda…

Yazarın Son Yazıları

BELEDİYE BAŞKANIMIZ
DAİRE BAŞKANIMIZ
MÜDÜRÜMÜZ
YAZARLARIMIZ
   
BU AY YAPILACAKLAR
Sonbahar yağmurları ile toprak işleme tavına gelir, ekim dikim yapılmasa bile toprağın kışı işlenmiş olarak geçirmesi yararlı olur.
Çim alanların sonbahar bakımı,bu ay da başlanabilir.
Hastalık veya başka nedenlerle bozulan yerlerin ekme,yama,rulo yoluyla tamamlanması yapılabilir.
Çok önemli işlemlerden biride saksıların temizlenmesidir; bitki çıkartılıp, toprak boşaltılır içine yeni toprak konulmadan önce saksı iyice yıkanır ve mikroptan arındırılır.
Sonbahar gübrelemesi son haftadan itibaren verilmeye başlanır.
Sonbahar hatta ilkbaharda dikilecek fidanların yerlerinin hazırlanması faydalı olur.
Yaz boyunca uzun kesilen çimler bu aydan itibaren kısa tutularak biçilmelidir.