İrfan ONAT
Ziraat Y. Mühendisi
onatirfan@gmail.com
09.10.2013

YAĞMUR SUYU

Su canlı hayatının vazgeçilmez ihtiyacıdır. Dünyadaki içilebilir su kaynakları; Plansız kentleşme, aşırı nüfus artışı, sera gazlarındaki artış ve aşırı sanayileşme gibi nedenlerle giderek azalmaktadır. Dünyanın büyük bir bölümü su kaynaklarıyla çevrili olsa bile, bu kaynaklarının ancak % 3′ü içilebilir özelliktedir. İçilebilir su kaynaklarının ise çoğunluğu buz kütlelerinden oluşmakta, bu suların kullanabilirliği ise % 0,007 oranlarında seyretmektedir. Kullanılabilir su kaynaklarının bu kadar az olmasına karşın, su tüketim oranları hızla artmaktadır. Buna bağlı olarak insanlar ileride susuz kalma riskiyle karşı karşıyadır. Bu riski azaltmanın yolu mevcut kaynakların verimli kullanılmasından geçmektedir. Bu kapsamda, su tüketim oranlarının düşürülmesine ilişkin yöntemlerin belirlenmesi ve sürdürülebilir su ve atık su yönetimi için su tasarrufu modellerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8.000-10.000 m³ arasındadır. Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı 1.430 m³ ’tür ve su zengini bir ülke değildir. 2030 yılında, bu miktar 1100 m³ olacak ve su sıkıntısı çekilecektir. 2050 ve sonraki yıllarda, Türkiye’nin çok ciddi bir su sorunu olacaktır. Bu yalnızca ülkemizin sorunu değil global anlamda çözüme ulaştırılması gereken bir dünya sorunudur.

Su kaynaklarının azalmasına neden olan faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir:
• Hızlı nüfus artışı
• Küresel ısınma
• Endüstriyel gelişim
• Su tüketim oranlarının hızla artışı
Bu faktörlerin incelenerek gerekli önlemlerin alınması, insanlığın vazgeçilmez bir mücadelesi olmalıdır.

Yağmur suyu temiz oluşu, suya herhangi bir bedel ödenmiyor oluşu, ilk yatırım maliyetinin yüksek olmayışı ve sistemin kendini birkaç yılda amorti ediyor oluşu kullanıcı açısından büyük avantajlar. Çevresel açıdan katkısı ise, gelecek kuşaklara temiz su bırakmak adına oldukça önemlidir.

Yağmur suyunun toplanılarak binalarda kullanımının yaygınlaştırılması, farklı ülkelerde farklı teşvik ve yasalarla desteklenmektedir.

Tüm Dünya’da toplam su tüketiminin önemli miktarı binalarda içme ve kullanma suyu olarak kullanılmaktadır.

Evsel su tüketimi, evlerde, otellerde, lokantalarda ve çamaşırhanelerde içme suyu, besin hazırlama suyu, temizlik, çim ve bahçe sulama ve hizmet üretimi amaçlı olarak binalarda kullanılan su miktarıdır.
Binalarda evsel nitelikli atık sular insanların yaşamsal faaliyetlerindeki gereksinim ve kullanımları Sonucu oluşmaktadırlar. Gereksinmeyi etkileyen faktörler ise farklı toplumlarda değişkenlik göstermekte olup çevresel, su ile ilgili faktörler, toplumsal, teknolojik ve fonksiyonel faktörlerdir. Sahip olunan temiz su kaynakları ve bu kaynaklara erişebilmenin yanı sıra su gereksinimi etkileyen faktörlerin farklı olması gibi sebeplerden ötürü evsel su tüketimi farklı bölgelerde değişkenlik göstermektedir.

Konut binalarında kullanılan suyun miktarı azımsanmayacak bir orana sahiptir. Bu nedenle binalarda su tüketiminin azaltılması bir gereklilik haline gelmektedir. Günümüzde tatlı su kaynaklarının hızlı biçimde tüketilmesi ve kirlenmesi gibi sebeplerden ötürü alternatif bir kaynak olan yağmur suyunun kullanılması gündeme gelmiştir. Özellikle hava limanlarında, askeri bölgelerde, stadyumlarda, turistik tesislerde ve çatı alanı yeterince büyük olan binalarda yağmur sularının toplanarak, basit arıtma işlemlerinden geçirilip kullanıma sunulması binalarda su korunumu için alınabilecek önemli bir önlemdir.

Eski dönemlerde özellikle su sıkıntısının hissedildiği bölgelerde yaygın olarak görülen sarnıç sistemleri ile yağmur suyu toplanılarak kullanılmaktaydı. Günümüzde de, su probleminin yaşandığı kurak bölgelerde toplam su tüketiminde büyük bir orana sahip olan bahçe sulamasında, yağmur suyu kullanımı su tüketimini büyük oranda düşürmektedir. Bu tip kullanımlar için sarnıç uygulaması oldukça etkin bir yöntem olmaktadır.

Sarnıç uygulamaları özellikle yeraltı ve yüzeysel su kaynaklarının kısıtlı olduğu, buna karşın yeterli yağışın bulunduğu yerler ve merkezi su temini altyapısı bulunmayan yerleşimler için ideal çözüm olarak sunulmaktadırlar.

Şehir, kasaba ve köylerin su ihtiyacı yağış, yer üstü ve yer altı sularından temin edilmektedir. Yağmur suları sarnıç adı verilen depolarda toplanmaktadırlar. Sarnıçlar genellikle yere gömülü olarak ve su sızdırmayacak biçimde yapılırlar. Çatı, teras ve temiz beton avlulardan toplanan sular sarnıca verilmektedirler. Sarnıca verilen yağmur suyunun kumdan süzülmesi gerekmekte olup bu amaçla silis kumu kullanılmaktadır. 1/3 kadar çakıl üst tarafı ince bir kumdan meydana getirilmiş yaklaşık olarak 1m yüksekliğinde bir kum süzgeci iyi sonuç vermektedir


Yağmur Sularının Toplanması

Çatı oluklarında toplanan yağmur sularının yeniden kullanımı su tüketimini azaltıcı önlemlerden olup su tasarrufunu sağlamaktadır. Toplanan yağmur suyunun tuvalet sifonlarında ve bahçe sulamalarında kullanılmasıyla su tüketimi azalmaktadır. Yağmur suyunun en yüksek % 90 oranında kullanılması ile % 50’ye yakın tasarruf sağlanabilmektedir. Yangın sistemi depolama tankında da yağmur suyunu kullanımı mümkündür.

Yağmur suyu toplama ve depolama sistemi aşağıdaki bileşenlerden oluşmaktadır:
• Yağmur suyu toplama yeri (çatı olukları)
• Yağmur suyu taşıma sistemleri (borular)
• Filtreleme sistemi
• Depolama tankı
• Yağmur suyu dağıtım sistemi

 

                                                                                         

 

Su sıkıntısının çokça görüldüğü ve artan nüfus ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli su yolları ile beslenen İstanbul şehrinde geleneksel sarnıçlara ait pek çok örnek bulunmaktadır. Sarnıçların en bilinen örnekleri 336 sütunlu İmparator Sarnıcı (Yerebatan Sarayı), 224 sütunlu Pileksenus Sarnıcı (Binbirdirek) ve Acımusluk Sarnıcı’dır. Bunun yanı sıra eski dönemlerde sınırlı su kaynaklarının nüfusa yetersiz gelmesi nedeniyle özellikle Tarihi Yarımada’da konutların ya da sarayların bodrum katları sarnıç olarak kullanılmışlardır.

 Çatılardan toplanan su, genellikle kullanım suyu olarak kullanılmakla birlikte, arıtılarak içme suyu seviyesine de getirilebilmektedir.

Birçok araştırmalar, yağmur suyunun toplandığı ve depolandığı tanklarda ölçülen mikrop miktarının ilgili AB Yönetmeliğinde öngörülenden daha az olduğunu hatta gıda işlemeye ilişkin AB Yönetmeliğinde öngörülen limitlere göre daha da az olduğunu göstermektedir.


Yağmur Suyunun Bina Dışında Kullanılması

Binalarda kullanım ihtiyacına göre suyun niteliği, içme ve kullanma suyu (içme suyu kalitesinde olmayan su) olarak ikiye ayrılmaktadır. Kullanım suyu ihtiyacının olduğu alanlar, ev temizliği, yangın söndürme, çamaşır yıkama, bahçe sulama, havuz doldurma, tuvalet yıkama, araç yıkama, soğutma kuleleri ve endüstriyel işlemlerin gerçekleştirildiği alanlardır. İçme suyu ihtiyacının olduğu alanlar ise, yemek pişirme, banyo-duş, bulaşık yıkamadır.

Konutlarda, kullanma suyu miktarı evsel kullanım miktarının %78’ini oluşturmaktadır. Bu oranın %59’u konut dışında bahçe sulamasında, %19’luk kısmı ise konut içerisinde kullanılmaktadır. Konut içerisinde tesisat maliyeti, yağmur suyunun konut dışında kullanılmasını daha uygun duruma getirmektedir. Bu nedenle yağmur suyunun basit bir şekilde toplanılarak bahçe sulamasında kullanılması daha yaygındır


Yağmur Suyunun Bina İçerisinde Kullanılması

Yağmur suyu konutlarda kullanım suyu olarak kimyasal dezenfeksiyondan geçmeden tuvalet rezervuarlarında ve çamaşır makinalarında kullanılabilmektedir. Ancak toplanılan yağmur suyu istenilen kalitede değil ise çamaşır makinasında kullanımı renk ve koku gibi sebeplerden ötürü istenmeyen sorunlara yol açabilmektedir.
Bu sistemde sistemin ilk kurulum maliyeti dışında toplanılan yağmur suyuna ücret ödenmemektedir. Ancak yağmur suyunun az olduğu dönemlerde ya da yağmur suyu toplama sisteminde herhangi bir sorun çıktığında binada oluşacak su kesintisi bu sistemin dezavatajıdır.

Binalarda suyun korunumu konusunda, ülkemize oranla daha fazla suya sahip olan Avrupa Ülkeleri’nde uzun zaman önce önlemler alınmaya ve yeni teknolojiler geliştirilmeye başlanmıştır.

“Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemleri” ve bu sertifikaya sahip binaların her geçen gün artması da bunun en somut örneğidir. Su tüketiminin azaltılması konusunda gelişen teknolojiler ile birlikte her ülke, yönetmelik, standart ya da bilimsel nitelikteki kılavuzlar ile bu teknolojilerin kullanım şeklini belirlemiş ve kullanımının yaygınlaşmasını sağlamıştır. Farklı ülkelerde, yağmur suyu kullanımına ilişkin esaslar standart, yönetmelik ya da ajanslar tarafından belirlenen kılavuzlarda farklı şekillerde belirlenmiştir.

Farklı ülkelerin belirlediği finansal teşviklere son zamanlarda oldukça gündemde olan “Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemleri” de eklenmiştir. Bu sistemlerde elde edilen sertifikanın derecesine göre yapının, maddi değeri artmakta olup bunun yanı sıra yapı, teknolojik binalar arasında da prestij sahibi olmaktadır. Yeşil bina değerlendirme sistemlerinin temeli sürdürülebilir tasarımlara dayanmaktadır. Binalarda sürdürülebilir kaynakların sürekli tüketilmesi yerine tüm kaynakların mümkün olduğunca az tüketilmesi, tekrar kullanılması ya da geri dönüştürülmesini kapsayan değerlendirme sistemleri farklı ülkelerde farklı isimlere sahiptir.

Ülkemizde henüz mevcut bir Yeşil Bina Değerlendirme Sistemi bulunmamakla birlikte, su korunumuna ilişkin teknolojilerden binalarda yağmur suyunun kullanılması henüz yaygın şekilde kullanılmamaktadır. Dünya’daki örneklere kıyasla, ülkemizde binalarda yağmur suyu kullanımına ilişkin oldukça az sayıda olan bazı örnekler bulunmaktadır.
Siemens Gebze Tesisleri, Diyarbakır Güneş Evi, Borusan Oto İstinye Tesisleri

• Türkiye’ye ait bir yeşil bina değerlendirme sistemi oluşturulması, bu sistem oluşturulurken başka ülkelerin değerlendirme sistemlerini kendimize uyarlamaya çalışmak yerine kendi ülkemize ilişkin iklim, kültür, tarih, coğrafya, yönetmelikler, politik kararlar, inşaat uygulamaları ve malzemeleri, altyapı gibi faktörler göz önünde bulundurularak yerel bir sertifika sistemi oluşturulması ve bu değerlendirme sisteminin alt başlıklarında “binalarda su korunumu” başlığı altında yağmur suyunun kullanılmasına ilişkin kredilerin bulunması

• Binalarda su korunumu için yeni binalarda yağmur suyu kullanımının zorunlu hale getirilmesi, mevcut binalarda ise belli bir süre içerisinde bu teknolojiye geçilmesi yönünde yasal adımların atılması,
• Binalarda yağmur suyunun kullanılması ve yaygınlaştırılmasının vergi indirimleri ve finansal devlet destekleriyle teşvik edilmesi gibi konuların ele alınması önerilebilir.

Su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde kullanılması ve su tasarrufunun sağlanması açısından binalarda yağmur suyunun kullanılması teknolojisinin yaygınlaştırılması önem taşımaktadır. Binalarda yağmur suyunun toplanılarak kullanılmasına ilişkin teknolojilerin geliştirilmesi ve desteklenmesi, ekolojik dengenin korunması, insan topluluklarının sürdürülebilir gelişiminin sağlanması ve su kaynaklarının daha verimli kullanılması için önemli bir adım atılmasını olanaklı kılabilecektir.

Sonuç
* Yağmur suyu yeterince kullanılmayan değerli bir doğal kaynaktır. Toplanması ve kullanılması içilebilir veya içilemeyen suyla, enerjiyle ilgili sorunları azaltabilir.
* Yerel yağmur suyu toplama çözümleri hane halklarının ve toplulukların su güvenliğini arttırıp önemli bir rahatlama sağlayacaktır. Yağmur suyu filtrelemesi, toplanması ve depolanması çevreye, insanlara, vahşi yaşama yararlıdır ve sanayi ve tarım için su olanağını artırmaktadır.
* Artık tüm devlet kurumlarının su kaynakları stratejilerinin bir parçası olarak gelişim planlarına yağmur suyu toplamasını dahil etmenin zamanıdır.
* Yağmur suyu yönetimi konseptinin yağmurun faydalarını hayati bir kaynak olarak arttırılırken olası yağmur felaketlerini en aza indirgeyerek teknik okul ve üniversitelerin müfredatlarına girmesi, kentsel planlama, mimari ve tarımsal projelerde gelecekte faydalar sağlayacaktır.

 

 

Yazarın Son Yazıları

BELEDİYE BAŞKANIMIZ
DAİRE BAŞKANIMIZ
MÜDÜRÜMÜZ
YAZARLARIMIZ
   
BU AY YAPILACAKLAR
Bu ay dikim ayı olduğu kadar budama ayıdır da. Sonbahar budaması özellikle çiçeklerini baharda meydana getirdikleri sürgünler üzerinde veren ağaççık ve süs çalıları için önemlidir.
Meyve ağaçları ve diğer bitkiler yanmış, elenmiş ve fumige edilmiş organik gübre veya inorganik gübre takviyesi ile kış aylarının etkilerinden korunabilir.
Kasım ayı boyunca çim alanlarda yapılacak işler;dökülen yaprakların temizliği eğer böcek gibi zararlılar görülüyorsa onların ilaçlanarak uzaklaştırılmasıdır.
Kasım ayının ikinci yarısından itibaren, bahçe içerisinde yeri değiştirilmek istenen bitkiler,söküm tekniğine uygun bir şekilde sökülerek istenilen yere dikilebilir.
Kış mevsimi boyunca çiçek açan mevsimlik çiçekler ( hercai menekşeler,çuhalar, vs.) ve soğanlı bitkiler dikilir.